Şimdi; geçmişten bugüne içimde biriktirdiklerimle pulsuz mektuplar gönderiyorum.Her satırda ayrı bir ağrım, her cümlemde küf tutmuş acılarıma paye çıkarıyorum..
Gülücüklerimin arasında son duraklı melodiler tutturuyorum. Nakarat aralarında tutturduklarımda her kapı sana açılıyor.Ben senden o kadar kaçmak isterken tüm çağlayanlarım sana akıyor. Gidiyorum diye
yüreğimi eze eze bitirmek isterken, senli olan her cümlede yüreğime çöreklenen oluyorsun. Ayak ucumda nöbet tutan ölümü çağırırken, bu fani dünyada yarım bıraktıklarıma mendil arası pişmanlıklarım gitme diyor! Rotar yapan hayat mutlaka kır çiçeklerini sana sunacak diye yalancı bir fısıldayış duyuyorum. Oysa; ben artık bu yaşamdan basit şeyler bekliyorum. Hayatı kurallarına göre değil, kuralsızlıklar içinde onun beni boğduğu gibi boğmak istiyorum. Sicim ipine dolanan intiharlı serüvenlerimi, göçüp giderken sadece bana ait sırların olmasını istiyorum.Çözülmeyen denklemlerin en büyük şifresini sadece benim bilmem gerektiğine inanmak istiyorum..
Ben giderken adımlarımın kan revan içinde yüreğimle kavga etmesini bile ben dışında kimselere bildirmek istemiyorum. Gururun asiliği içinde sana çıkan tüm yollarıma “geç kaldın” diye punto tuşlarına acımasızca basmak istiyorum. Bedenimde sana dair yeşeren ne kadar hücrem varsa hepsinin ölü hücrelere dönüşmesini arzuluyorum. ”Aşk “elbisesini bir defalıkta olsa bedenine tam oturmasını istiyorum. Yamalı bir aşk elbisesisini söküp, biçmekten yoruldum.
Ben; gözyaşlarımı yorgan edip, hıçkırıklarımı yastık yapmaktan bıktım! Kimselerin gitmediği sokaklarda “gelecek” diye geçmişe sövmekten, sövülmektende iğrendim!Çok değildi senden istediğim, ben şimdi GİDİYORUM! Gitmek her kaçağın en kolay yolu seçilsede figuranı olmayan bir sahnede tek kişilik aşk oynanılır mı?